6-10 AĞUSTOS ANAFARTALAR SAVAŞLARI
Hüsnü Göksel 'in Cumhuriyet gazetesindeki 9-10 Ağustos 1998 yazısından uyarlanmıştır
ANASAYFA

Savaş kilitlenmişti, istilacı güçler bir batağa saplanmıştı . Rusya dayanma gücünün sonuna gelmişti. Yardım yetişmezse saf dışı kalacak, oradaki Alman güçleri batı cephesine gideceklerdi. Bunun tersine, Batılılar Çanakkale savaşını zafer ile bitirirlerse buradaki tümenlerini Batı Cephesi'ne Almanların karşısına götüreceklerdi. Savaşın kaderi Gelibolu'ya bağlı gibi görünüyordu. Türk hükümeti ve komutanlık da durumun böyle gidemeyeceğini, istilacıların ya bırakıp gideceğini ya da ikinci bir cephe açacaklarını düşünüyorlardı. İkinci olasılığı çok zayıf görüyorlardı. Bu arada Mustafa Kemal 1 Haziran 1915'te albaylığa yükselmişti. O gün kendisini kutlamaya gelen Ordu Kurmay Başkanı'na, düşmanın Arıburnu kuzeyinde Ağıldere bölgesinden çıkarma yapabileceğini, bu nedenle Arıburnu'ndaki kuvvetlerle, Arıburnu'nun kuzeyinde ve güneyinde bulunan kuvvetlerin ayrı ayrı birer komutanlık olması ve bu üç komutanlığın da ''KuzeyGrubu'' olarak Bigalı'dan yönetilmesi gerektiğini söyledi.Bigalı'da 19.Tümen Komutanı olarak kendisi bulunuyordu. Böylece Mustafa Kemal Anafartalar çıkarmasını iki ay öncesinden haber vermiş oluyordu.

Kocaçiment eden Anafartalar ovası (Suvla) ve Tuzgölünün görünüşü Haziran 2002

Fakat onun bu önerisi önemsenmez ve emrine bir piyade taburu ile bir süvari bölüğü verilmekle yetinilir. Mustafa Kemal Bey, Ordu Komutanı Von Sanders' e ve Kolordu Komutanı Esat Paşa' ya 8 Haziran 1915'te gönderdiği bir yazı ile, önerisi kabul edilmediğine göre bu bölgelerin sorumluluğunu taşıyamayacağını bildirir. Bu, neredeyse bir isyandır. Bunun üzerine General von Sanders, Conkbayırı'nın kıyı bölgesi olan Sazlıdere'nin kuzeyine bir Alman binbaşısı komutasında 2500 kişilik bir kuvvet yerleştirir. Mustafa Kemal Bey, Esat Paşa'ya yazdığı uzun bir mektupla görüşünde direnir ve bu Alman Binbaşısı Wilmer' in kime bağlı olduğunu öğrenmek ister. Esat Paşa, Mustafa Kemal Bey'in bu ısrarı üzerine onu bu inadından vazgeçirmek ve planının yanlışlığını göstermek için Kolordu Kurmay Başkanı ile 19. Tümen karargâhına gelir ve Albay Mustafa Kemal Bey'den düşüncesini arazi üstünde göstermesini ister. Tüm o bölgeyi kuşbakışı görebilen Düztepe'ye giderler. Mustafa Kemal Bey ikinci bir çıkarmanın nereye yapılacağını ve nereye ilerleyeceğini eli ile gösterir. Gösterdiği yerler Suvla Koyu kıyıları ile Kocaçimen Tepe ve Conkbayırı'dır. Esat Paşa onun omuzunu okşar, gülerek ''Merak etme beyefendi, gelmezler'' der. Mustafa Kemal Bey tartışmayı gereksiz görür ve ''İnşallah efendim, sizin dediğiniz olur'' der.

Karşı tarafta Mustafa Kemal Bey gibi düşünen bir başkası daha vardır. Anzak Kolordusu Komutanı Korgeneral Birdwood 'dur bu. Birdwood 13 Mayıs'ta Müttefik Orduları Komutanı Korgeneral Ian Hamilton' a düşüncelerini bildiren bir yazı gönderir. Düşünce Mustafa Kemal Bey'in Esat Paşa'ya anlatmaya çalıştığı düşüncenin aynıdır. Bu plana göre ilk aşama sürpriz bir gece baskını ile Besimtepe ve Conkbayırı'nı ele geçirmektir. Ertesi gün 29 Hint Tugayı ile takviyeli Anzak Kolordusu bir yarma hareketi yapacak, başka bir tümen de yarımadayı tamamıyla ikiye ayıracaktır. Böylece yarımadanın güneyindeki Türk güçleri safdışı edilecek, İstanbul yolu açılmış olacaktır. Çıkarma başlıyor General Birdwood'un planı uyarınca çıkarmanın Tümgeneral Sir Fredrick Stopford' un komutasında üç tümenle 6 Ağustos gecesi Anafartalar Körfezi'ne yapılmasına karar verildi.
General Birdwood

6 Ağustos saat 21.45'te birinci kademe zifiri karanlıkta kıyıya yaklaştı. Çıkarma dalgalar halinde öğlen saat 11.30'a kadar sürdü. Tümenler karaya çıkar çıkmaz yayılmaya ve tepelere tırmanmaya başladılar. Anafartalar Körfezi'nin savunması Alman Binbaşı Wilmer'in komutasındaki Anafartalar Müfrezesi denilen zayıf bir güce kalmıştı. Çıkarma güçlerinin komutanı General Stopford dizini incittiği için olaylardan kopuk olarak Jonquil gemisinde dinleniyordu. 7 Ağustos sabahı General von Sanders iki tümenin Bolayır'dan Anafartalar'a gelmesini emretti. Ancak onların yürüyerek gelmeleri 30 saat alacaktı. Bu da 8 Ağustos akşamı ya da 9 Ağustos sabahı demekti. Wilmer ile üç kahraman Türk taburu Hamilton'un üzerlerine saldığı orduya karşı Anafartalar Körfezi'ni tutmakta başarılı olmuşlardı. 7-8-9 Ağustos günleri donanmanın bombardımanı, sahile çıkarılan obüslerin Türk mevzilerini allak bullak etmeleri, hücumlar, karşı hücumlar, süngü savaşları ve siperler içinde gırtlak gırtlağa boğuşmalarla iki taraftan binlerce yaralı, binlerce ölü verilerek geçti. 9 Ağustos sabahı General Stopford karaya çıktı ve İstihkam Bölüğü'nü görevlendirerek kendisine bir karargâh binası yaptırdı. Ertesi günü 10 Ağustos'ta saat 6'da bir taarruz emri almıştı. 9 Ağustos akşamı olduğunda 6 Ağustos'tan beri ağır kayıplar veren istila birliklerinin gölgede 35 dereceye çıkan sıcak, susuzluk, yorgunluk, Türk keskin nişancılarının göz açtırmayan ateşleri ve emir-komuta karmaşası ile moralleri gözle görülür derecede bozulmuştu. 6-7 Ağustos 1915 gecesi, 19. Tümen Karargâhı'ndan şöyle görülmektedir: ''Tümen cephesi bütün gece şiddetli topçu ateşi altına alındı. Düşmanın bu gece ya da fecirle beraber 19. Tümen cephesine taarruza geçeceğine kesin olarak hüküm verdim.'' Mustafa Kemal Bey o gece tümenini saldırıya hazır olarak uyanık tutar, ''Subayların ve eratın uykularına yenilmemelerini ister. Düşman gece yarısından sonra yağlı paçavralar, yeraltı lağım patlamaları, çeşitli bombalar, kara ve deniz topları ile tümenin cephesini sarsmaya başlar. Saat 04.45'te düşman tekmil tümen cephesine hücuma kalkar. Fakat askerimizin metaneti sayesinde kâmilen ve büyük telafatla yok edilir. Sağ cenah ve merkezdeki bazı siperlere girmeyi başaranlar da siperler içinde imha edilir.'' Düşmanın buradaki yenilgisinden sonra yeni bir tehlike başgösterir. Düşmanın sol cenah kuvvetleri Conkbayırı'na, tümenin arkasına ilerlemektedir. Bu durum tüm Arıburnu cephesinin çökmesi olacaktır. Fakat tümende Conkbayırı'na yerleşecek kuvvet yoktur. 7-8 Ağustos gecesi düşman 19. Tümen cephesine top ve makineli tüfek atışlarından sonra birkaç kez hücuma kalkar, hepsi geriye püskürtülür. Karşılıklı ağır kayıplar verilmektedir. 8 Ağustos günü düşman Conkbayırı'nı, ''anlatılması olanaksız bir şiddetle karadaki obüs ve sahra topları ile ve sahil açıklarındaki harp gemileri ile ateş altına alır. '' Bir Anzak eri o günü söyle anlatıyor: ''Türklerin bu bombardımanlara karşı koymayı ve hayatta kalmayı nasıl başardıklarını bir türlü anlayamamışızdır.'' Gelen raporlara göre cephedeki alaylar ve tümenler birbirine karışmıştır. Alay komutanı şehit olmuş, subayların hemen hepsi şehit ya da yaralıdır. Ortada hiçbir subay görülmüyor. Conkbayırı'nda birtakım birlikler tahkimat yapmakta, fakat bunların dost mu düşman mı olduğu bile bilinmemektedir. Gelen raporlardan düşmanı püskürtmek için taarruza kalkan iki taburun büyük zayiat vererek başarısız kaldığı anlaşılmıştır. Mustafa Kemal Bey kendi inisiyatifi ile tümenin bir alayını Conkbayırı'na göndermiştir. Oysa o bölge ''Şimal Grubu'' na bağlıdır. Artık birlikler birbirine girmiş, komutanlar emir almak isteyen ast komutanlara belirsiz, sert sinirli yanıtlar vermektedirler. Sorumluluktan kaçma görüntüsü vardır. Düşman Conkbayırı'na egemen olmuştur. Albay Allanson, genel karargâha ''bütün yarımadanın anahtarını eline aldığını, Türk ordusunu boğazından yakalamış olduğunu'' bildirir. Türk birlikleri emir komuta zincirinden yoksun, oldukları yerden kıpırdayamaz durumdadır. Mustafa Kemal Bey Kolordu ve Ordu karargâhlarına durumun önemini anlatmaya çalışmaktadır. Akşama doğru ordu kurmay başkanı, Mustafa Kemal Bey'i telefon başına çağırır. Albay Mustafa Kemal Bey, Anafartalar'a çıkmış ve çıkmakta olan büyük düşman kuvvetleri olduğunu, Türk birliklerinde komuta karmaşası ve belirsizlik olduğunu anlatır. Kurmay başkanının ''Yani çare kalmadı mı?'' sorusuna verdiği yanıtta, ''bütün mevcut kuvvetlerin kendi komutası altına verilmesinden başka çare kalmadığını'' söyler. Şu konuşma geçer aralarında: ''Çok gelmez mi?'' ''Az gelir.'' Ve telefon kapanır. 8-9 Ağustos geceyarısına doğru kendisine ''Anafartalar Grubu Komutanlığı'' na atandığı bildirilir. Tümenine bir veda mesajı yayımlayarak yeni görevini almak üzere Çamlıtepe'ye hareket eder.

Ertesi sabah fecirle taarruz emri almıştır. Gelibolu savaşlarının mimarı olan Churchill , bu atama dolayısıyla şöyle demiştir: ''Von Sanders, Osmanlı İmparatorluğu'nun bütün mukadderatını, daha önce adını duymuş olduğumuz ve o andan itibaren de yine hep adını duyacağımız bir subaya emanet etti.'' Mustafa Kemal Bey'in 9 Ağustos sabahı Conkbayırı'na ilerleyen,
Anafartalar (Suvla) haritası
donanmanın top atışları ile de desteklediği kuvvetli bir İngiliz kolordusuna karşı zayıf bir tümen ile yaptığı taarruz, İngilizleri Anafartalar Koyu'nun sahiline kadar geriletir. Olayı gemisinden dürbünle izleyen General Hamilton defterine şu notu yazar: ''Yıkım değil fakat başarısızlık. Dünyada daha kötü olmayacak çok az kötü şey vardır.'' Conkbayırı düşman elinde iken hiçbir başarı, başarı sayılmayacaktır. Düşman karaya yeni Anzak tümenleri çıkarmaktadır. Onlar yetişmeden Conkbayırı'nın alınması gerekmektedir. Oysa beklenen iki alay henüz gelmemiştir. Albay Mustafa Kemal Bey, elindeki iki alayla ertesi sabah saldırıya karar verir. Başta General von Sanders olmak üzere böyle bir saldırının strateji yönünden başarısızlığa mahkûm olduğuna inananlar vardır. Albay Mustafa Kemal Bey kararını onlara da anlatır ve o bölgedeki iki tümen komutanına, komutanlık hayatında stratejik olmayan belki de şu tek emrini telefonla yazdırır: ''Bu gece Conkbayırı'nda kendilerinden büyük faaliyet talep edeceğım iki piyade alayı için orada bulunan kıtalar vasıtası ile hiç olmazsa sıcak bir çorba hazırlatmaya imkân bulmanız çok muvafık olur. 9 Ağustos 1915. Anafartalar Grubu Kumandanı M. Kemal'' Ve Conkbayırı'na gitmek üzere yola çıkar. 10 Ağustos 1915, sabah saat dört olmuş, düşmanın 20-30 metre karşısında, 24. Alay siperlerinin içinde bir avcı hattı oluşturulmuştur. Onun 20 metre kadar soluna ve gerisine ikinci bir hat olarak 23. Alay yerleştirilir. Düşmana kesinlikle tüfek ve top ateşi yapılmayacaktır. Süngü takılacak ve zamanı bildirilince her iki hat hücuma kalkacaktır. Şafak sökmektedir. Saatine bakar, dört buçuğa gelmektedir. Biraz daha beklerse gün ağaracak, düşman bizi görecektir. O sırada yanına gelen tümen komutanı ve birkaç subayla siperlerin önünden geçerken askere son emirlerini verir: ''Askerler! Karşımızdaki düşmanı yeneceğinizden hiç şüphem yoktur. Fakat siz acele etmeyin. Önce ben ileriye gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birden atılırsınız.'' Şöyle anlatıyor o anı Atatürk: ''Bütün askerler, subaylar, her şeyi unutmuşlar, kalplerini verilecek işarete bağlamışlardı. Hücum safının önünde bir yere kadar ilerledim. Kırbacımı yukarıya kaldırarak hücum işaretini verdim. Süngüleri ve bir ayakları ileriye uzatılmış olan askerlerimiz ve onların önünde tabancaları, kılıçları ellerinde subaylarımız kırbacımın aşağı inmesi ile kaya gibi bir kitle halinde, aslanlar gibi ileri atıldılar. Bir saniye sonra düşman siperleri içinde gökleri inleten bir gulguleden başka bir şey işitilmiyordu: Allah! Allah! Allah!... Allah!... Düşman silah kullanmaya vakit bulamadı, boğaz boğaza kahramanca savaş sonunda ilk hattaki düşman tamamıyla yok edildi.'' 53 . Anzak Tümeni 10 Ağustos'ta Anafartalar'da çarpışıp ölürken, 54. Tümen karaya çıkıyordu ve bu eldeki son yedek tümendi. 10 Ağustos, Anafartalar'da İngilizler için tam bir felaket oldu. Anafartalar Savaşları sonraki günlerde iki taraf için büyük kayıplar vererek boğaz boğaza savaşlarla sürüyordu. ''İngilizler yarımadanın kuzeyinde 40.000 kişiyi savaşa soktular. Savunmacıları aştıklarını düşündükleri anda, adı Mustafa Kemal olan genç bir Türk albayının şimşek gibi bir karşı saldırısı son İngiliz umutlarını da söndürmüştü. Bilanço her iki taraf için ağırdı. Dört günde Türkler 35.000, İngilizler 30.000 kişi kaybettiler.'' İtilaf Devletleri Orduları, birbirini izleyen dalgalar halinde gelip, tek bir kilidi bile söküp atamadan Gelibolu istihkamlarının eşiğinde ölüyorlardı. Bütün yoğun çaba ve binlerce kayba karşı hiçbir şey sağlanamamıştı. 21 Ağustos'ta oynanan son kumarın başarısızlığı, Gelibolu harekâtının sonunu getirmişti. Bu yenilgi General Birdwood dışında, Hamilton ve Stopford ile daha birçok generalin meslek yaşamlarının da sonu oldu. Genç Türk albayı girdiği kapıdan yürüyordu artık.